Fasya ve Yoga

Fasyal hatları ve bu hatlar üzerinde yer alan bedenin fiziksel hareket paternlerini göz önünde bulundurarak yapılan somatik yoga ve yoga terapi dersleri, öğrencilerimizin bedenlerindeki pozitif yansımaları git gide arttırıyor. Fotografta gözüken duruşlar oksipital noktadan hatta kaşlardan, plantar fasyaya kadar yüzeyel arka hat boyunca (superficial back line) yoğun olarak etkilemektedir. Buna ek olarak her hattın opposite (karşı) bir hattı da var. Tabi bu konumuz dışında : ) yoksa çok uzun bir yazı yazmam gerekir. Peki bu hatlar üzerinde yapılan hareket, esneme ve gerilme sadece kaslar üzerinde mi oluyor? Elbette fasya söz konusu oldugunda onu tek bir nokta üzerinde sınırlandıramayız. Gerilen ve esneyen / sonrasında çözülen, gevşeyen veya aktive olan sadece kasın fasyasında gerçekleşmiyor. Bağ dokuda gerçekleşiyor. Bağ doku neleri kapsıyor? Kaslar da bağ doku bunu unutmamak gerek. Ve lifler, tendon, ligament, kemikler, yağ (adipoz doku) ve kan dokusu, Sinirlerde, lenfler damarlar ve daha pek çok dokuyu kapsıyor öyle değil mi? Yani hepsinin fasyası etkileniyor. Zamanla yoğun olan bölgelerdeki his değişim göstermeye, vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizması harekete geçmeye başlıyor. Bunun yoga ile ilgili kısmının en önemli sebebi, bedene bilinçli bir şekilde destek olup, kendi kabiliyeti içinde ve sınırlarına değmeden yönlendirebilmedir.

Yazının başında da belirttiğim gibi özellikle yoga terapi tabanlı hocaların ve bir de yanına somatik yoga ile daha da derine inilen bilinçli dersler online bile olsa gerçekten öğrencilerim üzerinde özellikle doktorları tarafından onaylanan olumlu değişimler gözlüyoruz. 11 yıllık bir yoga deneyimi ve 9 yıllık yoga terapi tecrübesine dayanarak, size şöyle söyliyim: Hangi yoga sistemini uyguluyorsanız uygulayın, öğrencilerinize bilginiz ve en önemlisi de deneyiminiz dahilinde destek olabiliyorsunuz. Mesela oldukça sağlıklı oldugu kadar dengeli bir fiziksel yapınız olabilir, motor hareket kabiliyetiniz de oldukça gelişmiş. Ve Yoga asana pratiğiniz uzun bir döneme dayanıyor, üstüne üstlük “ileri seviye” adı altında alengirli pozlarda deneyim kazanmış da olabilirsiniz. Bu deneyim kendi tecrübeniz dahilinde, ilgi ve merak alanınızdadır. Bedeninin izin verdiği kadar mental ve fiziksel sağlığınızı koruyabildiğiniz sürece buradasınızdır. Ama hem siz hem de öğrencileriniz hayatınız boyunca her zaman yeteri kadar sağlıklı kalamayabilirsiniz. Ayrıca öğrencilerinizin travmatik geçmişlerini bilmeniz de mümkün değil. (Ki kendileri de çoğu zaman bilemiyor, pozun içinde veya çıkışında hatta eve gittiğinde yüzeye çıkabiliyor ).

Eskiden stüdyolarda verdiğim derslerde bazı hoca arkadaşlarımla yoga terapi derslerimde karşılaşırdım. Sordugumda hep “incinmiş” olduklarını ve bir süre yoga terapi derslerine katılacaklarını söylerlerdi. Düzenli terapötik çalışmalardan sonra (evde eminim kendi kendilerine de pek çok destekleyici şifa çalışmaları yapıyorlardır) bedende oluşan deformasyonu giderdikten sonra yeniden güçlü derslere geri dönüyorlardı. Eğitimlerimde de her zaman söylerim, yoga asana pratiği yapan herkesin yolu bir gün yoga terapi derslerine düşer. : )

Konudan çok ayrılmadan devam edeyim, Uzmanlığınızı ileri bir seviyeye taşımak için insan bedenini ve en önemlisi farklı bedenlerde oluşabilecek olan hassiyetleri de bilmeniz, öğrenmeye yönelik araştırmalar yapmanız bence gerçekten önemlidir. Yoga asana pratiğini ağırlıklı olarak fiziksel bedenimizle gerçekleştiriyoruz. Ve bir yoga hocasının güncel anatomi bilgileri üzerine çalışmalar yapması kadar doğal bir şey olamaz. 2007 senesinden beri (kazadan beri) kendi bedenimin önderliğinde pek çok doktorla çalışma fırsatı buldum. Hafife alınmayacak derecede zorluklar çekerek, bu zorluklar iyileşme sürecimden sonra yoga derslerinde de beni takip etti. O yüzden hem yoga hem fiziksel bedenimde kendimi şifalandırıp (hala da devam ediyorum) sonra başkalarının incinmiş bedenlerine aynı özeni ve ilgiyi geliştirmeye yöneldim. Neredeyse tüm yoga stillerinde yıllar yılı eğitimler ve uzun soluklu çalışmalar yaptım. Ama yolum hep yoga terapiyle birleşti. Şimdi de bilim insanlarının soru işaretlerine ışık tutan, keşifler anlamında henüz yolun başındaki muhteşem varlık “ fasya “ gibi büyülü bir yapının kapısını aralıyoruz. Somatik yoga ve yoga terapinin şifasını pek çok öğrencimde (düzenli yapan) gözlemleme fırsatım oldu.2013 senesinde somatik yoga dersleri vermeye başladığımda henüz fasya ile tanışmamıştım bile… Eski öğrencilerim çok iyi bilirler, Sindrella’yla somatik yogadan bir sonraki sene yani 2014’te tanıştık. Ve şimdilik her kapının ardındaki heybetli kahramanın fasya oldugu ortaya çıktı. Somatik yoga ve yoga terapinin tıpkı tüm yoga stilleri gibi fasyadan geçtiğini görmek de bana ciddi anlamda şevk ve mutluluk veriyor.

Ama bu konular uzun soluklu ve ciddi çalışma gerektirir. Kısa süreli workshopvari eğitimleri genişletmenin daha fayda sağlayacağına karar verdim. O yüzden yeni eğitimimde Fasyal hatlara ve bu hatların yoga asanaları ve meridyenler üzerindeki etkisine bol bol yer ayırmanın daha iyi olacağını düşünüyorum.

Velhasıl Fasya ve somatik yoga ile ilgili verdiğim eğitimlere bu dönem eklemeler yapmayı planlıyorum. Bu gelişim, hem anatomi ve meridyenler, hem de hareket anlamında daha aydınlatıcı olacak. Hem yoga terapi hem de somatik yoga ileri seviye eğitimler içine dahildir. Şu an onlara yönelik çalışmaları dantel gibi işliyorum. Bir sonraki fasya ve somatik yoga eğitimimde artık fiziksel rahatsızlıklar konusuna da değineceğim. Çünkü somatik yogayı özellikle yurt dışındaki doktorlar (ülkemizde de pek çok hekim var) hastalarına (örnek olarak multpl skleroz, kanser, bazı ortopedik deformasyonlar, astım, kosh, fibromiyalji, osteoporoz, romatoid artrit, alzaimer vb. ) tedavilerine destek amaçlı çok öneriyorlar. Dolayısıyla biz yoga hocalarına hafife alınmayacak kadar büyük sorumluluklar düşüyor. Bunun bilincinde hareket etmemiz, hem kendi yaşamımızı hem de başkalarının yaşamlarına sihirli bir değnek gibi olmasak da büyük fayda sağlayabiliyoruz.

Ekim Ayının başında yeni eğitimlerimin içerik ve tarihlerini duyuracağım. Eski eğitimlerime katılanlar, kendilerini geliştirmek adına yeni eğitim buluşmalarının bazılarına modül modül katılabilecekler. Online bir dünyaya doğru kaydığımız bu dönemde, katılanlara her konuda güzel avantajlar sağlamayı da istiyorum. Bu süreçte her zamanki gibi deneyimli hocalarla birlikte çalışmayı tercih edicem. Böylelikle hep birlikte daha anlaşılır ve daha çok bilgiyi paylaşmış, aynı zamanda yeniye kolayca alan açabileceğimize inanıyorum.

Hep birlikte güzel ve sağlıklı günlerimiz olmasını dilerim.

(FMS) Fibromiyalji Sendromunda Başka Bir Gerçeklik

Fibromiyalji;

Ah şu çözümsüz zannedilen Fibromiyalji,
İnsanın üzerine kocaman bir fil oturmuş gibi bir ağırlık, halsizlik, yorgunluk yaratan, geceler boyu rüyalar alemine rahatça süzülemeyip, uykusuzluk çektiğinden dolayı gündelik hayatında hafıza sorunlarıyla insana güçlük çıkarır. Hatta kimi zaman nedenini kendisinin bile anlayamadığı duygu durum bozukluklarıyla etraftaki arkadaşlarına olan tavrılarıyla dikkati çeken, kas ve kemikler üzerinde bitmez tükenmez ağrılar yaşatan şu sendrom…
Doktorlar bu semptomların bazen fiziksel bir travma, ameliyat, enfeksiyon veya psikolojik olarak yaşanan bir stresden sonra da oluşabildiğini söylüyor. Hangimizin bu tarz bir geçmişi yok ki..
 

İşte bununla ilgili senelerdir özellikle grup ve asıl birebir çalıştığım öğrencilerimde gözlemlediğim bir kaç önemli konu ve tüm bunlar üzerinde neler yapılabilir ondan bahsetmek istiyorum.

Fibromiyaljinin çıkışı ve devam etme yolunun geçmişte yaşanmış olaylarla ilgili olduğu söylenmekte, evet o zaten aşikar. Ama bazılarımız bunu farketmeden alışkanlık haline getirmiş veya içten içe takılmış olabilir. Peki geçmişe takılı kalmayı seçmek yerine asıl şimdiki hayatı gözlemlemeyi deneyerek başlamaya ne dersin?

Öncelikle “gözlem” derken, biraz daha açıklayıcı olayım.
Mesela günlük hayatını nasıl yaşıyorsun? Tekrar eden olumsuz düşüncelerin, hareket veya duygu durumların var mı? Bunların zamanla takibini yapıp, Hafızanın silinmeyen bir köşesine veya küçük bir defter üzerine yazmayı deneyebilirsin. Ki sürekli açıp bakabilin.. Yani ilk etapta asıl araştırılması gereken yaşama bakış açımız ve yaşama şeklindeki iniş ve çıkışların farkedilmesi .. Bunlara ek olarak ve hakikaten beden üzerinde önemli etkiler yaratan beslenme de destek için ilk sıralarda yer alıyor. Günlük hayatındaki fiziksel ve düşünsel anlamdaki alışkanlıklar, bedenimize davranış şeklimiz ve bakış açısı, uykudan önce ve uyku esnasındaki halini izlediğinde bir takım dengeleri kaybetmiş olduğunu anlayabilirsin. Tüm bunlara istinaden olumsuz duygu durumlarına bilinçaltında ve üstünde nasıl takılı kalmış olduğunu farkedip kabullenmesi de değişim yolunda iyi bir adım oluyor.

 
Tabii “Kabullenmek” derken şunu kastetmiyorum. Kişi evet ağrıları kabulleniyor ama buna bilinçli farkındalıkla değil, mecbur olduğu için.. Ve tabii sonrasında sanki ağrıyla yaşama zorunluluğu varmış gibi tamamen kendisini bırakmış olanları da görüyorum. Ardından ağrıya alışma esnasında yeni kurulan sistemin (fiziksel enerjisel yapı anlamda) beynin bir takım ağrı sinyallerini işleme şeklini etkileyerek ağrılı duyuları güçlendirdiği de bilimsel anlamda kanıtlanmış. Yani fibromiyalji büyük bir manevrayla artık kronikleşme yoluna doğru gidiyor. Dolayısı ile böyle komplike gözüken ve hassas bir durumla baş etmek için, yukarıda yazdığım örnekler gibi akılcı ve disiplinli bir teknik geliştirmekte fayda var. Özellikle beyni ve tüm vücudu etkileyen bu sendromla ilgilenirken, sadece ilaç desteği veya manuel terapilerle susturmaya çalışmak yerine onlara destekleyici anlamda, bedenin fiziksel ve enerjisel her bir parçasını bütünsel bakış açısıyla incelemek, gözlemlemek ve her bireyin kendi çözüm yolunu bulması konusunda kendi kendisini besleyebilmesi çok önemli. Elbette istisnalar, farklı görüş ve yaklaşımlar var. Hepsine saygı duyarken amacım, işe yaramış olan bazı tekniklerle (çok az sayıda bile olsa, gerçek anlamda iyi gelmiş öğrencilerim var) destek vererek kendi deneyimlerimi paylaşmak.
 
Anksiyete ve depresyona bile sebebiyet verebilen bu sendromun enerjisel ve fiziksel anlamdaki semptomlarını saptama yöntemini araştırmak istiyorsanız, günlük hayatta gözlem ve hisler aracılığı ile ağrı kontrolüne ve dönüşümüne yardımcı olabilecek pek çok teorik yöntem öğrenebileceğiniz yeni oluşturduğum atölyeme katılmak isteyenleri bekliyorum. Atölyede nefes ve dinamik meditasyondan faydalanırken, ayrıca hafif yoga terapisel hareketlerle, günlük hayatınıza destek olma açısından rahatlama yöntemlerini de deneyimleyeceğiz.
 

Zaman zaman interaktif bir şekilde her türlü bilgi paylaşımına açık olan  Fibromiyalji ile ilgili geliştirdiğim eğitim ve çalışmalara katılmak,

Benimle bu kısa ama hayatınızı etkileyecek olan yolculuğa dair bilgi almak ve kayıt olmak için hareketterapi@gmail.com mail yazabilirsiniz.

Yazdığım yazı ile ilgili yorumlarınızı da paylaşmaktan lütfen çekinmeyin.
Sevgilerimle,

Aslı Aral 

21 Şubat ASLI ARAL ile SANDALYE YOGASI WORKSHOP

sandalye yogası  chair yoga
Aslı Aral – Sandalye Yogası (Chair Yoga)  


Aslı Aral ile Sandalye Yogası Workshop


Tarih: 21
 Şubat 2015 – Cumartesi
Yer:    Nefess Yoga
Saat:    14:30 – 17:00

Modern hayat biçimimizin yan etkileri olarak, hareketsizlik, uzun süre aynı pozisyonlarda durmak yada oturmak zorunda kalmaktan kaynaklanan bir çok rahatsızlıklar yaşarız.

Başta omurilik sorunları olmak üzere boyun, omuz, sırt bölgesinde şiddetli ağrılar yaşanır. Hareketsiz kalan bacaklarda kan dolaşımı zayıflar. Yeterli oksijen akışı sağlanamadığından, bu durum zamanla kalça, bel, bacak ve dizlerde ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Diğer bir yandan, geçirilen kazalar, kronikleşen problemler, bedensel travmalar ve denge sorunlarından dolayı hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişiler, sandalye yogası ile birçok yoga hareketini oturarak kolaylıkla yapabilirler.

Çalışmalara nefes uygulaması (pranayama) ile başlanır,
Sonrasında oturarak, ayakta, (kişinin konumuna ve alanın düzenine göre uyumlanan) sandalye ve sandalye etrafında hafif akışlar ve kolay hareketlerle yapılan sandalye (iskemle) yogası ile bedendeki bağlar açılmaya, eklemlerin dayanıklılığı artmaya, bu kısa ve basit hareketlerle kemikler ve kaslar kuvvetlenmeye başlar.

Tüm bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, nefesin bedene uyumuyla birlikte yapılan sandalye yogası; basit, hafif ve son derece etkili hareketlerden oluşur.

Sandalye yogası atölyesinde öğrendiğiniz bilgileri, daha sonra evde veya iş yerinde kendi kendinize uygulayabilecek, aynı zamanda bedeninize son derece şifalı bir hediye de vermiş olacaksınız.

* Uygulama her seviyeye açık olacaktır.
* Yoga tecrübesine gerek yoktur.
* Nefess Yoga’ya üye olmanız gerekmemektedir. Dışarıdan herkesin katılımına açıktır.

Sandalye Yogası ile;

* Yoga eğitmenleri, iş yerlerinde ofis yogasına yönelik çalışmalar yapabilir. Aynı zamanda bedensel rahatsızlıkları olan öğrencilerine daha çok konfor sağlayıp, derslerinin kalitesini arttıracaktır.

* Yoga öğrencileri ise bu çalışmayı yoga matı olmadan günün her an’ı ve her yerde kendi kendilerine kolaylıkla uygulayabilirler.

Katılım Sınırlı Sayıdadır.
Rezervasyon için lütfen Nefess Yoga’yı arayınız.
Nefess Yoga: 0216 550 03 00

Aslı Aral 

 

Yoga Terapi

Boyun, sırt, omuz – bel, diz, kalça gibi bölgelerdeki rahatsızlıklara,

Ameliyat sonrası ağrılarına, belli duruşlar ve nefes çalışmaları ile düzenli hafif egzersizler sonucunda ağrıyan bölgelerin güçlenmesine ve rahatlamasına yardımcı olur.

Her yaş ve beden tipine sahip kişilerin uygulayabileceği bir sistemdir.
Continue reading “Yoga Terapi”