Bugün öldüğüm ve doğduğum gün …

Bugün öldüğüm ve doğduğum gün.. 

Bugün yeni yaşamımın tam 14. yaşındayım  

Yok, bugün annemin karnından çıktığım gün değil. 

Ama bugün onun kadar sancılı bir doğuşun günü… 

Evet, bugün kaza geçirdiğim gün… 

Karşıdan karşıya geçerken hızla gelen bir arabanın çarptığı, ardından bir kaç saat sonra gözlerimi kapatıp, ta ki günler sonra yeni yaşamıma uyandığım gün…

Ne yazık ki kazanın öncesinde, pek çok kişinin yaşadığı gibi oldukça tutarsız bir zihnin kontrolündeydim. O dönem yaşadığım trajik olayların bir çığ gibi üst üste gelmesiyle, günlerimin büyük çoğunluğunu acı ile besliyor,  yıprandığımın ve o büyük gücün beni güçlü bir darbe ile yere sericeğinden bi haber yaşıyordum. Düşüncelerimin duygularıma, duygularımın ise ruhuma zarar verdiğinin farkında bile değilken, her bir acıyan yarım en sonunda bedenimi aracı tayin edercek sesini duyurdu. İşte bu bahsettiğim yapının tam 14 yıl önce tek bir darbe ile çöktüğü, yani en sonunda son bulduğu gündü bugün… 

Özel bir gündü, yine o gün de tıpkı bugün gibi babalar günüydü. Her zamanki gibi içimde hafif bir buruk ama umut dolu bir gündü…


Yirmili yaşlarımın sonlarında, o deli gençlik ateşiyle durmak bilmeyen çılgın Aslı, o günden sonra uzun bir süre sadece durdu. Aylar boyunca doğru dürüst kıpırdamadan, yatarken sağa-sola dönemeden, oturamadan, tuvalete bile gidemeden, tek başına yıkanamadan, yürüyemeden aylar boyunca sadece durdu. Durdum!
Ve tüm NİYETİMİ bedenime çevirdim.

Evet, sorular, acılar, nedenler niçinler son bulmuş ve artık tek amacım yeniden yaşama tutunabilmekti.

Yavaş yavaş zihnimin henüz kıpırdayamayan bedenime hareket bilincini yeniden davet etmesini sabırla öğrettim, bekledim.
Ameliyat yaraları ve kırıklarım iyileşmeye başlayınca,
bir bebek gibi tekrar en baştan başladım. Yatarken önce sağa dönebilmem, sonra tek başıma ayağa kalkabilmem (elbetteki tek başıma derken önce walkerla ve aylar sonra çift değnek ve daha da sonra tek değnek), tek başıma yürüyebilmem, tuvalete gidebilmem, tek başıma yıkanabilmem, ve daha nicelerini desteksiz yapabilmem çok uzun zaman aldı.

Tam 1.5 yıl sonra değneksiz desteksiz yürüyebilmenin heyecanıyla bir kez daha yeniden doğdum.

Çoğu zaman unutuyorum yaşadıklarımı, halbuki bir incinme, bir fıtık ne biliyim işte bacak veya bilek kırığı değildi ki.. Unutulacak bir olay hiç değildi.

Kazadan sonra komada kaldığım günlerin ardından tekrar sağlığıma kavuşabilmek için gerçek anlamda yeniden doğdum ben. Ve yıllar yılı hem fiziksel hem de ruhsal anlamda incinen bedenimi toparlayabilmek, sağlığıma kavuşabilmem için çok çok büyük emek verdim.

O yüzden unutmak yerine, bundan böyle daha çok hatırlamayı seçiyorum.


Ve kazayı yakından bilenler / sonradan öğrenenler çektiğim bedensel acıları ve asıl içsel anlamda yaşanan bu yıkımı büyük bir şanssızlık gibi düşündüler. Ama böyle düşünen dostlar genelde empati yaparak kendilerini benim yerime koydular. Lakin, ne onlar ben – ne de ben onlar değilim. Dolayısıyla yaşadıklarımı gayet normal olarak anlayamadılar. Ama bazı canlar, bu kazanın ve süreç içinde yaşadıklarımın aslında benim şansım olduğunu görebildiler.
Teşekkür ederim.

İşte paylaşımlarımı takip edenleriniz yazılarımda – eğitimlerimde her zaman gerçek bir değişimin ancak tümden bir yıkımla olduğunu anlattığımı bilir. Bunun illa bir kazayla olması gerekmez, kökleşmiş bir düşünce yapısının yıkımıyla, ölümle, duygusal bir acıyla vb. büyük travmalarla bir içsel yıkımla gelir. derim.

Şimdi eminim anlıyorsunuzdur, bunu öylesine bir kitaptan okuyarak veya bir kimseden duyarak söylemediğimi…
Bunu
En büyük bilge olan, yaşamımla deneyimlediğim bedenimin öz bilgisiyle söylüyorum.

2007 senesinden bu yana yeni benle birlikte yaşamıma giren her bir canlı bana beni yansıtıyor.
Yaşamıma dokunan herbirinizden enerjisel, düşünsel, duygusal ve bazen de fiziksel anlamda yansımalar alıyorum. Emin olun siz de benden alıyorsunuz. Yaşam yolumda karşıma çıkan her şey, iyi veya kötü her parça beni bana anlatıyor.
Ve değişimle birlikte akan enerjisel her çağrışımı uyandırıyor. Bunu hissedip alıyorum, sindirip, tekrar sonsuzluğa evrene yıldızlara gezegenlere bunu görmeme olanak sağladıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.

Ve bırakıyorum.

İyi veya kötü diye bir ayrım benim dünyamda yok ama net anlaşılabilmesi adına iyi-kötü yaşadığım yaşatılan her ne olduysa, iyi ki varsınız.

Yaşamıma giren, bir süre bana dokunan, anlık tanıştığım veya henüz tanışmadığım hepinize teşekkür ediyorum.


İyi ki yaşamışım ve yaşıyorum.

Namaste 



Not: Hareket edemediğim süreç boyunca, kendi başıma yapamadığım her şeyi yaptıran, bana sabırla destek olan, minnettar olduğum canım hemşirem Mahi’yi yaşamım boyunca hiç unutmicam. Seni seviyorum Mahiciğim

Benzer yazılar